|
NASİHATLER
Dünyada dost istersen
Hazreti ALLAH yeter,
Mürşidi kâmil istersen Hazreti KUR’AN yeter,
Delil istersen Hazreti MUHAMMED yeter,
Meşgul olmak istersen İBADET yeter,
İbret almak istersen ÖLÜM yeter,
Zengin olmak istersen KANAAT yeter,
Bunlarda yetmez dersen NAR-ı CEHENNEM yeter.
Hatasız Kul olmaz biliyoruz,
ama bazı hataların telafisi olmuyor.
Buna Pilotlarda dahil,
kaleciler, doktorlar da kim söylemişse güzel söylemiş.
Mimar' ın hatasını mermer
Aşçı' nın hatasını mayonez
Doktor' un ise toprak
hatasını örtüyor maalesef.
Yaşlanmadan,Gençliğin,
Yokluk Görmeden,Varlığın
Hasta Olmadan Sıhhatin,
Kıymeti Bilinmez
Öleceğiz Bir gün Gömecekler,
Birkaç Gün Övecekler,
Kalan Malını Bölecekler,
Memnun Kalmayıp Sövecekler .
Kamil Olan O dur ki,
Her yerde Kurmalı Eser
Eseri Olmayanın Yerinde
Yeller Eser .!
Her İnsan Hacı Olmaz
Gitmekle Mekke' ye,
Her Eşşek Derviş Olmaz Kum
Çekmeyle
Saygının Olduğu Yerde Sevgi,
Sevginin Olduğu, Yerde Saygı
Vardır.
İnsanoğlu Gariptir Her
Şakayı Kaldırmaz,
Eşşek Dersin Kızarda;
Binersin Ona Aldırmaz !
Herkesle Arkadaşlık Yap Ama,
Erdemlilerle Dost Olunuz.
Alim Olmak İster Gez, Zalim
Olmak İstersen Ez.
Alıntıdır. Haydar
KÜÇÜKYILMAZ
|
|
CANIM KUŞÇUALİ,
Elmadağ'da çıkınca küçük bir
oymak
Sebzeleri, meyveleri, hepsi
bal kaymak,
Yetiştirdiğin çeşitleri
zordur saymak,
Küre Dağı eteğinde kurulu
Kuşçuali
Epeyce araştırdım kuruluşunu
bilen yok
Mezarlarımız diyork i çok
kalabalıktı bir zamanlar çok
Eskisi gibi Çintimiz,
Sinsin' imiz, halayımız yok
Ne olur darılma bize canım
Kuşçuali
Her köyde yoktur belki de 3
tane mezar
Yeşilliğine görenler ediyor
nazar
Aman değmesin sana güzel
köyüm değmesin nazar
Karacahasan'a komşu güzel
Kuşçuali
Doğuda Hisarköy, Batıda
Kamışlı, Taburlar
Tarihin kadar eski üzüm
bağların var
Ilıca, Dut Deresi, Balaban
Çayın var
Ne güzeldir Balaban Çayın
Kuşçuali
Aadatepe, Kalenin önü,
Gölcük
Armutlarözü, Damlacık, Höyük
Tarlaların oldu bütün bölük
bölük
Nüfusun çok azaldı üzülme
kuşçuali
Dede Pınarı sana hayat
veriyor
Eskisi gibi kar olmuyor
çabuk eriyor
Arazilerin verimli bire 20
veriyor
Taşı toprağı altın, Canım
Kuşçuali
Deliller çok yakın, Yukarı
Kamışlı hudut,
Elma Armudun çok olur
hele vişne, dut
O güzel çayımız daima oldu
bize umut
Çalı bayır, Kabaktepe Abalı
ile çevrili Kuşçuali
Ağcakaya, Hodar Yolu
Yollarla çevrili hep sağı
solu
Yerleşim yerin orta Anadolu
İklimin güzel verimin güzel
Kuşçuali
Dereli hududumuz öbür ucu
Kadı Bağına geldi yerleşti
Kuyucu
Ramazanda herkes tutar orucu
İki minare, İki Camili
Kuşçuali
Hamaz gediği, Yazı, Çamrak
Ambarın seki, Mezarınönü,
Çorak
Seni eleştirenler hep birer
ahmak
Her zaman örnek köysün
Kuşçuali
Karaboğazdan başlar sulu
tarlalar
Ilıcada oturur bütün
Kaplan'lar
Köyün geneli Yıldırım,Küçükyılmaz,
Yavuz, Aslan'lar
Karabulut, Gürbay, Aktaş,
Kılıç neslinden Kuşçuali
Duruşun bir güzel, yerleşim
yerin örnek
İsmini duyan istiyor seni
görmek
Traktörle Gölcük' te tarla
sürmek
Muzaffer'e ayrı bir zevk
verir Kuşçuali
Muzaffer YILDIRIM
|
|
BİR YOLCUYA
Dur yolcu, bilmeden gelip
bastığın,
Bu toprak, bir devrin
battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz
yığın,
Bir vatan kalbinin attığı
yerdir!…
Bu ıssız, gölgesiz yolun
sonunda,
Gördüğün bu tümsek
Anadolu’nda
İstiklal uğrunda, namus
yolunda,
Can veren Mehmed’in yattığı
yerdir!
Bu tümsek, koparken büyük
zelzele,
Son vatan parçası geçerken
ele,
Mehmed’in düşmanı boğduğu
sele,
Mübarek kanını kattığı
yerdir!...
Düşün ki haşrolan kan,
kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız,
çetin,
Bir harbin sonunda bütün
milletin,
Hürriyet zevkini tattığı
yerdir!...
NECMETTİN HALİL ONAN
|
|
SAKARYA TÜRKÜSÜ
İnsan bu, su misali,
kıvrım kıvrım, akar ya;
Bir yanda akan, benim, öbür yanda, Sakarya.
Su, iner yokuşlardan,
hep, basamak, basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda, susamak.
Her şey, akar, su, tarih,
yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.
Akışta, denetlenmiş,
büyük-küçük, kâinat;
Şu, çıkan buluta bak, bu, inen suya, inat!
Fakat, fakat Sakarya,
başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan, bir yük binmiş, köpükten, gövdesine;
Çatlıyor, yırtınıyor,
yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya, vurulmaz perçin?
Rabb’im, Rabb’im isterse,
sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına, Sakarya'nın, Türk, tarihi, vurulur.
Eyvah eyvah, Sakarya’m,
sana mı düştü bu yük?
Bu dava, hor, bu dava öksüz, bu dava, büyük! ..
Ne, ağır imtihandır,
başındaki Sakarya!
Bin bir başlı kartalı, nasıl, nasıl taşır kanarya?
İnsandır, sanıyordum,
mukaddes yüke, hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne, rütbe var, ne de mal.
Yalnız, acı bir lokma,
zehirle pişmiş, aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;
Şimdi dövün, dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış, eski, güneşleri an!
Hani, Yunus Emre ki,
kıyında geziyordu;
Hani ardına, çil çil kubbeler, serpen ordu?
Nerede kardeşlerin,
cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün, ne gün döner, yurduna?
Mermerlerin nabzında,
hâlâ, çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr, o sedayı: Allah, bir!
Bütün bunlar sendedir,
bu, girift, bilmeceler;
Sakarya, kandillere, katran döktü geceler.
Vicdan azabına es, kayna,
kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz, vatanında, parya!
İnsan üç beş damla kan,
ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
Geldi ölümlü yalan, gitti
ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
Kafdağı’nı assalar, belki
çeker de bir kıl!
Bu, ifritten sualin, kılını, çekmez akıl!
Sakarya, saf çocuğu,
masum Anadolu'nun,
Divanesi, ikimiz kaldık, Allah, yolunun!
Sen ve ben, gözyaşıyla
ıslanmış, hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan, ve, çamurdanız!
Akrebin kıskacında,
yoğurmuş bizi, kader;
Aldırma, aldırma, böyle gelmiş bu dünya, böyle, gider!
Bana, kefendir yatak,
sana, tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son, son, Peygamber, kılavuz!
Yol, onun, varlık, onun,
gerisi, hep, angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..
Necip FAZIL KISAKÜREK
|
|
FETİH MARŞI
Yelkenler biçilecek,
yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek
Yürü, hala ne diye oyunda
oynaştasın ?
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Sen ne geçebilirsin
yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...
Elde sensin, dilde sen,
gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Yüzüne çarpmak gerek
zamanenin fendini...
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini
Şu kırık abideyi
yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Bu kitaplar Fatihtir,
Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!
Bilmem, neden gündelik
işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!
Delikanlım, işaret
aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....
Sen ki burçlara bayrak
olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Bırak, bozuk saatler
yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...
Yürü, hala ne diye
kendinle savaştasın ?
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!
Arif Nihat Asya
|