KUŞÇUALİ KÖYÜ WEB SİTESİNE HOŞ GELDİNİZ

ANASAYFA

KÖY FOTOĞRAFLARI

HALK FOTOĞRAFLARI

YÖRESEL YEMEKLER

YÖRESEL OYUNLAR

KÖY HAKKINDA BİLGİ

TELEFON LİSTESİ

MUHTARLIK

VEFAT EDENLER

ŞEHİT VE GAZİLER

HAZIRLAYANLAR

KAMU GÖREVLİLERİ

YARARLI LİNKLER

ÇOCUK OYUNLARI

ÇANAKKALE

ANKARA

ELMADAĞ

E-MAİL

YENİ ZİYARETÇİ DEFTERİ

ESKİ YAZILAN MESAJLAR

SİZDEN GELENLER

OKUL FOTOGRAFLARI

 

YAZILARINIZI, HABERLERİ VE ŞİİRLERİNİZİ BEKLİYORUZ. haydar06@msn.com

KUŞÇUALİ KÖYÜ MEZARLIKLARININ ETRAFININ VE İÇİNİN AĞAÇLANDIRILMASI, KÖY MUHTARLIĞI ÖNCÜLÜĞÜNDE KÖY HALKIMIZ TARAFINDAN GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR.

KUŞÇUALİ KÖY ODASINDAN VE KÖYDEN FOTOĞRAFLAR EMEĞİ GEÇENLERİN ELİNE SAĞLIK.

KUŞÇUALİ KÖYÜNDE YAĞMUR DUASI, DÜZENLEYEN VE EMEĞİ GEÇENLERİN ELİNE SAĞLIK.

KATILIMLARINDAN DOLAYI SAYIN BELEDİYE BAŞKANIMIZ GAZİ ŞAHİN VE KÖY HALKINA TEŞEKKÜR EDERİZ.

 

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Ne zengin fakir, ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikâyet ölümden olsun.

PORTEKİZ'DE BADMİNTON'DA DÜNYA ÜÇÜNCÜSÜ OLDUK... 

 Liseli Gençler Badminton Dünya Şampiyonasında Elmadağ Lisesi genç kızlar takımı Dünya üçüncüsü oldu. Elmadağ Lisesi Badminton takımımız:Fatma Nur YAVUZ, Büşra YALÇINKAYA, Kader İNAL, Meral KARAKÜLAH,Takımımızın başarısına katkı sağlayan Elmadağ Kaymakamımız Resul KIR, Belediye Başkanımız Gazi ŞAHİN, İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Ergün ALİMOĞLU ve takım çalıştırıcıları Üstün KÖKSAL ile Hüseyin KESKİN Öğretmenlerimize teşekkür ederiz.

 

 

GÜZEL ELMADAĞ’IM

Başkentimin şirin ilçesi,
Yüzlerce insanın ekmek teknesi,
Höşmerimi, tiridi hele tandır tütmesi
Dupduru, saf, temiz Elmadağ’ım.

İnsanları temiz sevgi dolu
Şarkın, garba uzanır, buradan yolu,
Yerleşim yeri Orta Anadolu
Şehitleri, gazileri bol Elmadağ’ım

Adetine töresine çok bağlıdır.
Dinine bayrağına çok saygılıdır.
Öz be öz herkes Elmadağlıdır.
Misafirperver, cömert Elmadağ’ım.

Muzafferim Elmadağ aşığıyım,
Sana kötü söyleyene karşıyım
Hem toprağı hem taşıyım.
Geleceğin büyük şehrisin Elmadağ’ım.

Muzaffer YILDIRIM


ÇİÇEKLER DALINDA KALSIN

Deli baharlara düşen bu gönlüm
Gürül gürül akan sulara dalsın
Nice goncaları taşıyor ömrüm,
Bırakın çiçekler dalında kalsın.

Yeni bir güneştir ruhumda duran
Sevdanın ateşi nabzımda vuran
Yapraklar içinde yaşayan bir can,
Bırakın çiçekler dalında kalsın.

Umuda çağırır güzel kokusu
Sevgiyi fısıldar ipek dokusu
Zalim parmaklardır bir tek korkusu
Bırakın çiçekler dalında kalsın.

Yaşamak müjdesi salınışında
Barışın içinde, kinin dışında
Gül bebek misali hep bir yaşında
Bırakın çiçekler dalında kalsın.

Yıldırım, çiçeği semada görür
Arıyı kovamaz kahrından ölür
Yaşam bitince kendinden çürür
Bırakın çiçekler dalında kalsın.

Muzaffer YILDIRIM

  NASİHATLER

Dünyada dost istersen Hazreti ALLAH yeter,
Mürşidi kâmil istersen Hazreti KUR’AN yeter,
Delil istersen Hazreti MUHAMMED yeter,
Meşgul olmak istersen İBADET yeter,
İbret almak istersen ÖLÜM yeter,
Zengin olmak istersen KANAAT yeter,
Bunlarda yetmez dersen NAR-ı CEHENNEM yeter.

 

Hatasız Kul olmaz biliyoruz, ama bazı hataların telafisi olmuyor.

Buna Pilotlarda dahil, kaleciler, doktorlar da kim söylemişse güzel söylemiş.

 

Mimar' ın hatasını mermer

Aşçı' nın hatasını mayonez

Doktor' un ise toprak hatasını örtüyor maalesef.

 

Yaşlanmadan,Gençliğin, Yokluk Görmeden,Varlığın

Hasta Olmadan Sıhhatin, Kıymeti Bilinmez

 

Öleceğiz Bir gün Gömecekler, Birkaç Gün Övecekler,

Kalan Malını Bölecekler, Memnun Kalmayıp Sövecekler .

 

Kamil Olan O dur ki,  Her yerde Kurmalı Eser

Eseri Olmayanın Yerinde Yeller Eser .!

 

Her İnsan Hacı Olmaz Gitmekle Mekke' ye,

Her Eşşek Derviş Olmaz Kum Çekmeyle

 

Saygının Olduğu Yerde Sevgi,

Sevginin Olduğu, Yerde Saygı Vardır.

 

İnsanoğlu Gariptir Her Şakayı Kaldırmaz,

Eşşek Dersin Kızarda; Binersin Ona Aldırmaz !

 

Herkesle Arkadaşlık Yap Ama, Erdemlilerle Dost Olunuz.

Alim Olmak İster Gez, Zalim Olmak İstersen Ez.

Alıntıdır. Haydar KÜÇÜKYILMAZ

 

CANIM KUŞÇUALİ,

 

Elmadağ'da çıkınca küçük bir oymak

Sebzeleri, meyveleri, hepsi bal kaymak,

Yetiştirdiğin çeşitleri zordur saymak,

Küre Dağı eteğinde kurulu Kuşçuali

 

Epeyce araştırdım kuruluşunu bilen yok

Mezarlarımız diyork i çok kalabalıktı bir zamanlar çok

Eskisi gibi Çintimiz, Sinsin' imiz, halayımız yok

Ne olur darılma bize canım Kuşçuali

 

Her köyde yoktur belki de 3 tane mezar

Yeşilliğine görenler ediyor nazar

Aman değmesin sana güzel köyüm değmesin nazar

Karacahasan'a komşu güzel Kuşçuali

 

Doğuda Hisarköy, Batıda Kamışlı, Taburlar

Tarihin kadar eski üzüm bağların var

Ilıca, Dut Deresi, Balaban Çayın var

Ne güzeldir Balaban Çayın Kuşçuali

 

Aadatepe, Kalenin önü, Gölcük

Armutlarözü, Damlacık, Höyük

Tarlaların oldu bütün bölük bölük

Nüfusun çok azaldı üzülme kuşçuali

 

Dede Pınarı sana hayat veriyor

Eskisi gibi kar olmuyor çabuk eriyor

Arazilerin verimli bire 20 veriyor

Taşı toprağı altın, Canım Kuşçuali

 

Deliller çok yakın, Yukarı Kamışlı hudut,

Elma Armudun çok  olur hele vişne, dut

O güzel çayımız daima oldu bize umut

Çalı bayır, Kabaktepe Abalı ile çevrili Kuşçuali

 

Ağcakaya, Hodar Yolu

Yollarla çevrili hep sağı solu

Yerleşim yerin orta Anadolu

İklimin güzel verimin güzel Kuşçuali

 

Dereli hududumuz öbür ucu

Kadı Bağına geldi yerleşti Kuyucu

Ramazanda herkes tutar orucu

İki minare, İki Camili Kuşçuali

 

Hamaz gediği, Yazı, Çamrak

Ambarın seki, Mezarınönü, Çorak

Seni eleştirenler hep birer ahmak

Her zaman örnek köysün Kuşçuali

 

Karaboğazdan başlar sulu tarlalar

Ilıcada oturur bütün Kaplan'lar

Köyün geneli Yıldırım,Küçükyılmaz, Yavuz, Aslan'lar

Karabulut, Gürbay, Aktaş, Kılıç neslinden Kuşçuali

 

Duruşun bir güzel, yerleşim yerin örnek

İsmini duyan istiyor seni görmek

Traktörle Gölcük' te tarla sürmek

Muzaffer'e ayrı bir zevk verir Kuşçuali

 

Muzaffer YILDIRIM

 

ÇEŞİTLİ ŞAİRLERDEN ŞİİRLER

 

BİR YOLCUYA

Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,

Bir vatan kalbinin attığı yerdir!…

 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,

Gördüğün bu tümsek Anadolu’nda

İstiklal uğrunda, namus yolunda,

Can veren Mehmed’in yattığı yerdir!

 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed’in düşmanı boğduğu sele,

Mübarek kanını kattığı yerdir!...

 

Düşün ki haşrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,

Bir harbin sonunda bütün milletin,

Hürriyet zevkini tattığı yerdir!...

NECMETTİN HALİL ONAN

 

 

BU VATAN KİMİN ?

Bu vatan, toprağın kara bağrında
Sıradağlar gibi duranlarındır;
Bir tarih boyunca, onun uğrunda
Kendini tarihe verenlerindir...

Tutuşup: kül olan ocaklarından,
Şahlanıp: köpüren ırmaklarından,
Hudutlarda gaza bayraklarından,
Alnına ışıklar vuranlarındır...

Ardına bakmadan yollara düşen,
Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan,
Huduttan hududa yol bulup koşan,
Cepheden cepheyi soranlarındır...

İleri atılıp sellercesine,
Göğsünden vurulup tam ercesine,
Bir gül bahçesine girercesine,
Şu kara toprağa girenlerindir...

Tarihin dilinden düşmez bu destan:
Nehirler gazidir, dağlar kahraman,
Her taşı bir yakut olan bu vatan,
Can verme sırrına erenlerindir...

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil,
Bu sevgi bir kuru ifade değil,
Sencileyin hasmı rüyada değil,
Topun namlısında görenlerindir...

 Orhan Şaik GÖKYAY

 

BAYRAK

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kız kardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

ARİF NİHAT ASYA

 

Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor!

Şehitler tepesi boş değil,
Biri var bekliyor.
Ve bir göğüs, nefes almak için;
Rüzgar bekliyor.
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?
Destanını yapmış,kasideye kanmış.
Bir el ki;ahretten uzanmış,
Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!
Öpelim temizse dudaklarımız,
Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.
Rüzgarını kesmesin gövdeler
Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.
Geri gitsin alkışlar geri,
Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!
Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,
Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter! Söyledi söyleyenler demin,
Gel süngülü yiğit alkışlasınlar
Şimdi sen söyle söz senin.
Şehitler tepesi boş değil,
Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için;
Rüzgar bekliyor!
Destanı öksüz ,sükutu derin meçhul askerin;
Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye
Yattığı toprak belli,
Tuttuğu bayrak belli,
Kim demiş meçhul asker diye?...

Arif Nihat Asya

 

SAKARYA TÜRKÜSÜ

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım, akar ya;
Bir yanda akan, benim, öbür yanda, Sakarya.

Su, iner yokuşlardan, hep, basamak, basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda, susamak.

Her şey, akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

Akışta, denetlenmiş, büyük-küçük, kâinat;
Şu, çıkan buluta bak, bu, inen suya, inat!

Fakat, fakat Sakarya, başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan, bir yük binmiş, köpükten, gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor, yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya, vurulmaz perçin?

Rabb’im, Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına, Sakarya'nın, Türk, tarihi, vurulur.

Eyvah eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dava, hor, bu dava öksüz, bu dava, büyük! ..

Ne, ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Bin bir başlı kartalı, nasıl, nasıl taşır kanarya?

İnsandır, sanıyordum, mukaddes yüke, hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne, rütbe var, ne de mal.

Yalnız, acı bir lokma, zehirle pişmiş, aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;

Şimdi dövün, dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış, eski, güneşleri an!

Hani, Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına, çil çil kubbeler, serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün, ne gün döner, yurduna?

Mermerlerin nabzında, hâlâ, çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr, o sedayı: Allah, bir!

Bütün bunlar sendedir, bu, girift, bilmeceler;
Sakarya, kandillere, katran döktü geceler.

Vicdan azabına es, kayna, kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz, vatanında, parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu, ifritten sualin, kılını, çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu'nun,
Divanesi, ikimiz kaldık, Allah, yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış, hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan, ve, çamurdanız!

Akrebin kıskacında, yoğurmuş bizi, kader;
Aldırma, aldırma, böyle gelmiş bu dünya, böyle, gider!

Bana, kefendir yatak, sana, tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son, son, Peygamber, kılavuz!

Yol, onun, varlık, onun, gerisi, hep, angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

Necip FAZIL KISAKÜREK

 

MEHMEDİM

Gayrı anlatılmaz bu savaş bence
Dağ taş konuşmuştu kendi dilince
Hücum diye bir ses duydum ilk önce
Sonra Allah Allah dedi mehmedim

Ne ana ne sıla ne yar hayali
Bir gör mehmetteki kükremiş hali
Kırpmadı gözünü yağmur misali
Mermi yedi havan yedi mehmedim
Can askerim

Öyle bire ihlas öyle iman ki
Secde eder cümle can ve bitki
Bir temmuz akşamı Allah şahit ki
Şaha kalkmış vatan idi mehmedim

Bu akşam yıldızlar sararmış gibi
Tepeler titreşir hava kış gibi
Bir dağın sırtında dağ varmış gibi
Omuzlamış bir mehmedi mehmedim
Can askerim

Osman ÖZTUNÇ'un Mehmedim Türküsü sözleri

 

TÜRKİYEM

Baş koymuşum Türkiyemin yoluna
Düzlüğüne yokuşuna ölürüm
Asırlardır kır atımı suladım
Irmağının akışına ölürüm

Sevdalıyım yangın yeri bu sinem
Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem
Pınarlardan su doldurur Eminem
Mavi boncuk takışına ölürüm

Düğünüm, derneğim, halayım, barım,
Toprağım, ekmeğim, namusum, arım
Kilimlerde çizgi çizgi efkarım,
Heybelerin nakışına ölürüm.

Söz : Dilaver Cebeci - Müzik : Mustafa Yıldızdoğan

 

TÜRKİYEM

Havasına suyuna taşına toprağına
Bin can feda bir tek dostuma
Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
Bir başkadır benim memleketim

Anadolum bir yanda yiğit yasar koynunda
Aşıklar destan yazar dağlarda
Kuzusuna kurduna Yunus`una Emrah`a
Bütün alem kurban benim yurduma

Mecnun`a Leyla`sına erişilmez sırrına
Sen dost ararsan koş Mevlana`ya
Yeniden doğdum dersin derya olur gidersin
Bir başkadır benim memleketim

Gözü pek yanık bağrı türkü söyler çobanı
Zengin fakir hepside sevdalı
Ben gönlümü eylerim gerisi Allah kerim
Bir başkadır benim memleketim

Ayten ALPMAN Türkiyem parçası

 

FETİH MARŞI

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın ?
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster : Kabaran sular nasıl yıkar bendini ?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan !
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan ....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin !
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın ?
Fatihin İstanbul'u fethettiği yaştasın.!

Arif Nihat Asya